css 3 rocks and rocks now/you can rotate anything on your site/there is a few way to do that, but ı use that/css class of your logo:background: url(../images/ptrocks.png) no-repeat;-webkit-transition: -webkit-transform 0.5s ease-in;inline events of you logo:"a id="logo" onmouseover="this.style.webkittransform='rotate(-30deg)'" onmouseout="this.style.webkittransform='rotate(0deg)'" href="/default.aspx""passıve trıes"/a"example : pt logo at left-top of this site/
with css level 3, you dont have to be stand still/transitions will make divs or links smoother/usage:class of a div called container -webkit-transition: all 0.7s ease-in-out;-webkit-opacity:0.60;hover side of the container -webkit-opacity:0.90;background-color:474747;containers background will change slowly (like flash) and its gonna be more readable/example : every post in this site/
"time" tag is used for declaring the date and/or time within an html document/has "datetime" attribute (optional)remember, remember "time"the 5th of november"/time"einstein's clock is exactly one minute behind mine and its "time"1.21 am"/time"doc, you gonna die on "time datetime="1885-09-07""next monday"/time"ı reopened pt at "time datetime="2010-06-13t04:00-05:00""4am in the morning"/time"example : at this site, every try has a time property/
dövme kime yaptırılır, pro var mı bildiğiniz sorularını cevaplayabilecek bir ekip kendisi, süper de insanlar/luckyhandstattoo.com
its a tag for embedding a audio file to your html document/"audio" tag has:src — url of sourceautobuffer — (boolean) buffered in advanceautoplay — (boolean) auto play loop — (boolean) repeatedly playcontrols — (boolean) default media controlsinstead of src you can use :"source" tag/example : at this page. at right bottom/
saatlerin nasil gectigini anlayaman bir ifadeyle uyandigi belli oluyordu ve tabii ki aksam saatinde uyanmanin tatligi de gerinmesinden okunabiliyordu. neler yaptigini hatirlarcasina gozlerini kirpti. acikcasi sadece dun aksama donerken nerdeyse butun bir 20 senesini hatirlamisti ki bu da muhtemelen daha uyanmasina daha birkac saat oldugunu gosteriyordu. bir an icin hepsinin ters gittigini ya da bekledigi gibi bitmedigini dusundu. tum bunlarin nereye varacagini gorebiliyordu ama kucuk bir atlama hepsini bozabilecekken kendinden bu kadar emin olmaktan da cok az da olsa korkuyordu. sari saclarinin altinda suzulen gulumsemesiyle tum bu aksak dusuncelerini durdurdu. emin olmamaktan daha kotusu yataktan kalkmamasiydi. sonucta gun bir sekilde baslamaliydi.
battles is an experimental rock supersonic band from nyc, an idol group of math rock stream.tyondai braxton | guitar, keyboards, vocal effetcs looping (son of avant-garde jazz composer anthony braxton)dave konopka | bass, guitar, effects (also member of lynx)ıan williams | guitar, keyboards (also member of don caballero)john stanier | drums (also well-known for his zildjian k ride cymbal perched as high as it can go when playing with battles, their group's symbol)band site : bttls.com/
ı dont know which days we re in. weeks passed since we started. searching groups left their duties one by one. its time to accept lina & the others are dead. ı dont know what ı should believe. ıf she's dead, ı can feel it right? whats the answer ı dont know. where is she?..friend of mine, the feisty hillock said, "all young ones are dead." this is ridiculous. she can defend herself. what about that clones, bunch of wicked traitor fake jangos. they cant slay her..go fuck yourself palpatine, cuz we are gonna cut you into slices. & ı'll be there to burn every piece with my own hands..
"biz hala rock 'n roll yapıyoruz, hemde eşşek gibi yapıyoruz" diyen yeni ac/dc albümüdür kendisi. aynı tınılar, aynı ses ve yeni albüm. dünya turnesinde de herkese "we salute you" diyeceklerdir umarım. güzel müzik bulmak bu yıllarda zor, dinleyin edin bir şeyler yapın.
''we didn't have enough time for certain activities, like everything else we are in.. '' band site : myspace.com/disodaband
pablo honey'den önce çıkmış 1991 tarihli radiohead demo'sudur. 5 parçadan oluşur. bunlardan 3'ü pablo honey'de de yerlerini almışlardır : thinking about you, i can't, you. radiohead'e amatör demeye dilim varmıyor ama manic hedgehog'daki thinking about you, pablo honey'dekinin amatör bir coverı gibidir. parça bir lise grubu havasında çalınmıştır, kalitesi kötü stüdyolarda yapılan hücum kayıtlara benzer. metronomu orjinaline(!) göre çok daha hızlıdır ve sound'da nirvana esintileri barizdir (nirvana o sıralar ortalıın hamnaaa koyyo). facia bir kayıttır. radiohead'i o anda stüdyoda bu kaydı yaparken merak etmemek elde değil. başlangıçta herkesin başına böyle durumlar gelir lafının en iyi örneğidir manic hedgehog. radiohead'in şimdi geldiği yerleri göz önünde bulundurursak, dünyanın neden en iyi grubu olduklarını geçirdikleri evrimden anlayabiliriz (manic hedgehog'la amnesiac arasında tam 10 yıl vardır). bir de dip not vereyim, demo'da 2 gitar kayıtlıdır, jonny henüz gruba dahil olmamış. jonny'siz ilk ve tek radiohead kaydıdır belki de. diğer iki pablo honey parçasından sadece i can't pablo honey'dekiyle birebirdir. you da farklıdır, daha çaylak bir sound mevcuttur parçalarda, dinlenilirse rahatça anlaşılabilir.1.i can't 4:092.nothing touches me 3:453.thinking about you 2:114.phillipa chicken 3:445.you 3:19
a tribute album of ok computer released on july 2007.1. doveman - "airbag" 2. slaraffenland - "paranoid android" 3. mobius band - "subterranean homesick alien" 4. vampire weekend - "exit music (for a film)" 5. david bazan's black cloud - "let down" 6. john vanderslice - "karma police" 7. samson dalonoga feat. the found sound orchestra - "fitter happier" 8. cold war kids - "electioneering" 9. the twilight sad - "climbing up the walls" 10. marissa nadler feat. black hole infinity - "no surprises" 11. my brightest diamond - "lucky" 12. flash hawk parlor ensemble - "the tourist" 13. b-side: northern state - "no surprises" 14. b-side: chris walla - "polyethylene (parts 1 & 2)"
madem yumurta denilen yapıyı en akıllı ve en hızlı sperm döllemekte o zaman sorarım sayın okurlar bu kadar andaval insan neden var olmakta şu ızdırabına yandığımın vurgunuyum haberi yok dünyada?
1975 yılında bassçısı steve harris tarafından kurulan,adını harris'in izlediği ve etkisinde kaldığı demir maskeli adam filminde orta çağda kullanılan bir işkence aletinden alan, şimdiye kadar 14 stüdyo albümü olmak üzere single'ı,ep'si,konser albümü,toplama albümüyle 70'ten fazla albüme imza atmış,aşmış ingiliz heavy metal grubu.grup üyeleri :bruce dickinson -> vokaller- steve harris -> bas gitarlar, klavyeler, geri vokaller- dave murray - >solo ve ritim gitarlar - adrian smith - >solo ve ritim gitarlar, geri vokaller- nicko mcbrain - >davullar- janick gers - >solo ve ritim gitarlar, arada sırada geri vokallerşöyle bir bakıldığında metal grupları arasında(özellikle heavy metal grupları) en mütevazi yaşam biçimine sahip elemanları olan durdukları çizgiden hiçbir zaman sapmayan bu bağlamda yaptıkları muhteşem şarkılarla büyük bir hayran kitlesine sahiptir. bu 19 ocak 2001 tarihinde brezilya'da yapılan rock in rio festivalinde konser alanını 250.000 üzerinde seyircinin doldurmasından anlaşılabilir.virtual xi dünya turnesi kapsamında istanbul cemil topuzlu açıkhava tiyatrosu'nda 7 ve 8 eylül 1998 tarihlerinde iki konser vermiş ve o tarihten itibaren burnumuzun ucuna bulgaristan ve yunanistan'a kadar gelmiş ama türkiye'ye cee eee bile demeden turnelerini sonlandırmışlardır.hala umutla ülkemize gelmeleri beklenmekte iki elimiz kanda olsa bile gidilmek istenmektedir.kısacası herşeyi ile bir yaşam biçimi,hayat felsefesidir iron maiden. alınan ilk kasetinin dinlenilen şarkılarının verdiği o haz ve metal müziği sevdiren o ses,o gitar,davul,bass uyumu hayatımın grubu yapmıştır maiden'ı.up the irons!!!
corporate love breakdown adlı bluegrass müziği yapan harika bir grup var. sanırım radiohead e bluegrass tribute u yapmak için çıkmış bir proje grubu ama yine de harika. enstrümental olduğu için de gayet güzel bir ambient etkisi yaratmakta. sabahları high and dry la huzurla iyi hisler bedene dolar..
radiohead grubunun in rainbows albümünde bulunur. (disk 2) özellikle educa baslığına koyma sebebim; hüzünlü bir eğitme tekniği vardır. ama hoştur geceyi güzel kılar, sabahları da güneşe(!) selam eder. çağrı niteliği taşır, korku öğesi barındırır ama hafifletici bir hüzün verir. dünya zordur ama hayat güzeldir, herkes için olmasa da şu an da güzeldir..
voyvoda ııı. vlad (vlad tepeş) 15.yy da yaşamış kendini bilmez, asi bir prenstir. (kendisine sonra değinebiliriz.) kendisi de bir çok eflak hükümdarı gibi karpat dağlarındaki bran şatosunda konaklamıştır. bram stoker's dracula kitabı bu abiden ilham aldığı için "şşt drakula'nın şatosuymuş la burası" da denilmektedir. romanya devleti 1948 yılında bu şatoya el koymuştur. ancak veliaht dominic von habsburg yıllarca süren davaların ardından 26 mayıs 2006 günü varis mahlasıyla aile yadigarı kalesini almıştır. "adam 70 yaşlarında new yorkta ne işi var kaleyle, fileyle" demeyin. benim de babam kral ferdinand olsa ben de uğraşırım. yeşilliklerin içindeki ufak bir kayalığın üzerinde oturan şato gerçekten mükemmel, turizme de açık zaten. bu arada şatonun yapılma nedeni; -ne kadar doğrudur bilemem- braşov kentini 14.yy da türklerden korumakmış.
vokalistleri ve frontman'i matthew bellamy 'nin herşeyi olduğu grup. gerçi son albüm black holes and revelations 'ın eleştirileri artık muse 'un daha işbirlikçi bir grup olduğunu ifade ediyor. aynı eleştiriler son albümünde muse 'un kendine daha fazla birşeyler katıp, bu çizgide ilerleyen grupların ister istemez karşılaştığı radiohead, u2 benzetmelerinden uzak durduğu, kendi stillerinin isimlerini koymaya başladıkları yönündedir. albümün dikkat çekici parçaları neredeyse hepsiyken bir adım öne çıkanlar supermassive black hole, map of the problematique, assassin, exo-politics, knights of cydonia, city of delusion 'dır. özetle bu son stüdyo işi, muse 'un kendine yeni bir yükseklik seçtiği çalışma olarak göze çarpar. tapılası kısacası.
avrupadaki büyük veba salgınından sonra insanlar su içmeye tırstığı için birayı su niyetiyle içerlermiş. mübareke kesmük remazan ayındayken demek te gerekir ki önemli olan niyettir. ramazan ayında içki tüketmenin hiç bir yalnış tarafı yoktur kanımca.
'engi dneminin uygulama talimatları' (902-923); 21 ocak 928 yılında tahta sunulan 50 fasiküllük seremoni eseri. ilk 10 fasikülde tanrılar makamının uygulama talimatları yer alıyorken,bunların arasında düzenli ve özel resmi kurban bayramlarına yönelik talimatlar da mevcuttur.
karanlık,derin göğsüne erebos'unbir yumurta bıraktı, mevsimler geçtive sevgi doğdu birdenbire,özlenenparıldayan, altın kanatlı sevgi
ilk flüt çalan kişi athena'ydı. önceleri bu çalgıdan hoşlanıyordu tanrıça; ama sonraları,flütü üflerken yanakları şişip yüzünün çirkinleştiğini anladı. kaldırıp attı çalgısını, satrylerden marsyas yolda giderken onu buldu,alıp çalmaya başladı.çaldıkça keyiflendi,çaldıkça ustalaştı. kendine güveni artınca apollon'u yarışmaya çağırdı. yarışmayı tanrı kazandı tabii, ceza olarak da marsyas'ın derisini yüzdü.
"herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz" -victor hugo. braveheart filminde de geçmiş bir sözdür. açık manası genişçe bir şekilde kişisel veya duruma göre algılanabilse de birkaç kelime etsem üzerine umarım fransız şair-yazar bir şey demez. "benim anladığım" ya da işime gelen burda söz edilen sınırlara ulaşmak ya da olmayanı oldurmak değildir. kişinin içinde yapma isteği duyduğu ve yapıldığında içindeki boşlukları tamamlattıran eylemlerden söz edilmektedir. zaman geçirmek adına yapılan basit eylemler değilde dünyanın bir varlığı olduğunu aklına koyup, korkmadan hareket etmek adına söylenmiş bir sözdür bence.
orjinali fransızcadır. " l enfer c est les autres" . barlett in ünlü bir sözüdür. toplumun kişi üzerindeki etkisi ve yönlendirme çalışmalarını anlatmak istemiştir.
japon çizgi filmi olarak basit olarak açıklanır ama bu kısa açıklamaya adlanılmamalıdır. çok fazla kategorisi olup bazen küçük yaştakilere eğitci bazende büyüklere tatmin verici olabilmektedir. türkiye de anime olarak gösterilemeye yeni başlasa da eskiden çizgi film olarak yutturulanlar da vardır. tsubasa, şeker kız candy, ay savaşçısı gibi çevrilmiştir...
büyüyle oluşturulmuş mavi alevler taşıyan gürzünü salladı. korkmak için hiçbir nedeni yoktu ve umursamazlığıyla ün salmış biri olarak yeterince vakur duruyordu. o tepenin başında onlarca desene boyanmış zırhının içinde karşısına gelen ahmakça üstüne atlayan yaratıkları devirirken, gerilerden onlarcası çıkageliyordu. yorulmak adına bir iz taşımasa da içten içe bunun ne kadar süreceğini merak ediyordu. ama yavaş yavaş yön değiştiren düşmanları onun yanına gelmeyi bıraktılar. çoğu batıdaki başka bir tepenin etrafından dolaşıyordu. o an içindeki pişmanlık duygusu doruğa ulaşmıştı. çünkü yanlış yaptığını şu an kavramaya başlamıştı ve bu anlayış onu ölümüne sarsmıştı. hayalini kurduğu, güz ayları boyunca adına ağıt yaktığı mutluluk birikintisini bile bile elinden kaçırmıştı. kafası karışıktı, yine yenilmeye mahkum hissetti kendini.
r.a. salvatore un drizzt do'urden karakteriyle başlattığı harika fantastik kitap serisi. tolkien den etkilenerek fantastik edebiyata giren bu yazar ondan ve diğer yazarlardan pek çok yerde farklılıklar yaratmış ve başarılı olmuştur. drizzt in ruh halini ve anlık düşüncelerini anlatırken harika bir iş çıkarmış, özellikle yakın dövüş sahneleri olmak üzere savaş sahnelerinde anlatım açısından devrim yaratmıştır/seriden bir kitabı konu alan film yapılması nerdeyse imkansızdır çünkü, sizi rahatsız eymeyecek derece fazla ve yoğun bir hikayeye sahiptir. olayların çokluğu ve klasik öğelerin kullanımı esnasında hepsinin kusursuzca birleştirilmesi kitaplarını okurken eğlenmenizi sağlar. sürekliliği durmayan bir film gibi izlersiniz kitapta olan olayları. ilk seriden başlamanızı tavsiye etsem de kitabı okurken anlayabileceğiniz gibi herhangi bir kitaptan başlamanız aşırı bir sorun yaratmaz çünkü salvatore her olayı gayet güzel bir şekilde size açıklar/
belki bugüne kadar internet explorer ı bırakıp firefox bile kullanmamışsınızdır ama eğer yeni ve işe yarar birşeyler görmek istiyorsanız bu tarayıcıyı denemelisiniz. zaten yakında çoğu yerde karşılaşacağınız için alışmakta fayda var. google.com da direk ortada indirme linki mevcuttur. hız ve görünüm açısından güzel. çalışma şekli de diğerlerinden öte zaten, ayrıca açık kaynaklı olduğu içinde elimize alsak sevsek yeridir yani..
osho...sonsuz dinginlik ve huzur... içindeki güçleri serbest kılmak..hiçbir şey yok. birkaç m.ötede kitapçıdaki rafında fısıldayan bir yazar...yalnızca
yaratıcılıkla gelen tasarım, hayatın her alanında ihtiyaç duyulan bir özellik.... şehrin sokaklarında gezinirken trafiğin uğultusunun yanında seni rahatsız eden şeyin renk kompozisyonlarındaki eksikliğin ya da bina yapımındaki ahenksizliğin olduğunu anlayamazsın.turuncunun yanına pempe gelirse gözü yorar. fazla simetri gözü yorar. gün sonunda eve geldiğinde başına ağrılar girer çünkü gözlerin uyumsuz bir dünyaya adapte olmak için fazla çaba sarfetmiştir. yaratıcılık gözardı ediliyor. insan, baştan beri var olan bu yetisini köreltecek ve sonraki nesiller kör-sağır-dilsiz, anlamsız kalacaklar."hayatın kendi başına bir anlamı yok. hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. anlamın keşfedilmesi değil, yaratılması gerekir. o, yaratılacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır." osho
"nasıl dünyada beyin sayısı kadar düşünce çeşidi varsa, yürek sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır" ..ne de güzel demiş ley amca
matematiğe x'i kazandırmıştır.kendi çalışmalarında x yerine "şey" demiştir,düşüncesi temellenince bilinmeyen kavramı batılılar tarafından "şey"den x'e çevrilmiştir
lou salome yahudi bir aileye mesuptur ve general kızıdır.19. yüzyılda aşırı özgür yaşayışıyla ve filozoflarla olan arkadaşlıklarıyla dikkat çekmiştir.bugün nietzsche'yi kadın düşmanı olarak okumamızın en büyük nedenirdir.ünlü alman filozof paul ree ve nietzsche ile aynı anda ilişki yaşamış,ve bu iki adamla çektirdikleri bir fotoğrafta onları kırbaçlarken görülmüştür.işte bu fotoğraftan nietzsche'nin "kadınlara mı gidiyorsun?öyleyse kırbacını da al"aforizması doğmuştur.hatta yıllar sonra nietzsche akıl sağlığını kaybetmek üzereyken yolda gördüğü ter içinde kalmış kırbaçlanan bir ata sarıldığı ve ağlamaya başladığı söylenir.lou salome yaşadığı döneme göre çok cesur olan bu davranışlarıyla,cinselikte tabularının olmamasıyla,sadakat ve evlilik inancı taşımamasıyla ve en önemlisi de zekasıyla büyük düşünürleri yıllarca etkisi altında bırakmıştır.*fotoğrafı görmek isteyenlere ...http://tr.wikipedia.org/wiki/resim:nietzsche_paul-ree_lou-von-salome188.jpg
kültürse kültür kardeşim hayır yeri gelir etkinliğini yaparız yeri gelir fışkırtırız sel olur yanlışsam söyle ama sergilere gidip sanat kokan o atmosferde kokusunu soluyup esere bakarken sanatçı burada kendinden geçmeyi anlatmak istemiş dediklerinde anlamasak da hmm demesini de biliriz işte bu nedenden ötürüdür ki kültür insanın kendine yakışanı giymesidir hocam
soundgarden grubunun son stüdyo albümüdür. a-sides(1997) dan önce, superunknown (1994) sonradır. diğer albümlerine göre daha çok mutluluk içerikli şarkılar içeren, huzur dolu bir albümdür. önceki kayıtlarındaki gizemli ve hırslı ritmi biraz yavaşlatarak halkın arasına inmişlerdir diyebiliriz. alternatif rock ve grunge tarzında anılan bu grubun bir çok insana iyi duygular uyandıracağı ve kulaklarında güzel müzik çınlamaları oluşturacağı kesindir. her türlü tavsiye ederim. "burden in my hand" parçası ise özellikle vokal kişi chris cornell açısından müzikal bir çılgınlıktır. tüm parçaları da şöyle sıralanabilir...:# pretty noose # rhinosaur # zero chance # dusty # ty cobb # blow up the outside world # burden in my hand # never named # applebite # never the machine forever # tighter & tighter # no attention # switch opens # overfloater # an unkind # boot camp
nasıl söylesem, tuhaf bir yaşamak bu. alacakaranlık bir hüzün, koğuşlar dolusu yalnızlık. bir kendini kilitler insan bir de yarım kalmışlığını.. korkular mı vardı geçen sonbahar avuçlarımda kaygılar mı...hatırlamıyorum... yeşil bir harita olmalıydı göz pınarlarımda ve sanırım düşürdüm antik çağlardan kalma kaybolmuşluğumu. yasak bir kente ilk girişindir aşk ve korkarsın yol ayrımlarından. gölge oyunları gibi çöker üstüne keder, anlamazsın. izlemek kadar dehşet verici bir şey olamaz kendini bir yol ayrımında ya da atlarken kentin duvarlarından.bir keredir o, bir daha olmaz. hiç bir vakitten arta kalmaz çocukluk gülüşlerin. ağlamaklar dolar odanın dört bir yanına. ağlamazsın. güç.lü olmak lazım gelir çünkü......yazıyorken özellikle böylesine gerçek bir hikayeyi.hayatını bir kere seçer insan. seçer ve yaşarsın. usul usul, kirletmeden. oysa ne çok kirliyiz. en kanlı ölüm bile temizlemiyor yaralarımızı. ne çok kirlendik. görüyor musun?
hangi uzun günlerden birinin sonuydu tam olarak hatırlamıyorum, daha doğrusu o günüm nasıl geçmişti bilmiyorum. sabahı sakinlikle karşılayan sokağa girdiğimde, önüme gelen rahatsız edici olmaktan çok uzak olan aydınlığı sevinçle kaşıladım. "karanlık gece bitmiş ve sisli şehrimiz tekrar başlıyor yaşamaya." dedim kendi kendime. umut, mutluluk gibi öğelerin ne zaman, nasıl oluşacağı üzerine o kadar konuştuktan sonra, yine de, bu konularda bana en net hissi kazandıran o sabah olmuştur.mertali'yle hiç konuşmadık. yürümeye devam ederken, eve gidip uyumamızın ve ardından tekrar tekrar aynı döngü içinde bulunmamızın ne kadar saçma olacağını düşünüyordum. ama daha biraz önce uykusuzluk ve yorgunluğun sağladığı dinç olamama hali yüzünden yere düşmeye hazır kollarım ve bacaklarım olduğunu hissedebiliyordum. kendimi tekrar tarttım. gerçekten gitmişlerdi, enerjim bir şekilde tekrar yerine gelmişti. duş aldıktan ve gelirken aldığımız şeyleri yedikten sonra artık tamamiyle bütün halini almıştım. kanepenin en sol kısmına gelip kenardaki paketten bir sigara aldım. onu içerken ve içtikten sonra enerjim yavaş yavaş yok olmuştu. "katilsin sen!" dedim, sitem ederek. bedenimi biraz daha yatırdım ve sonunda uyumaya başlıyordum.-evet biraz uyusam iyi olacak..
Siria sınırları içersinde kurulu olan birkaç ana şehirden biri. Kılıçkanı yönetimini kendilerine düşman belledikleri için bu topraklar üzerinde hiçbir etkileri yoktur. Ancak içersinde beslediği kanun dışı yaşayan toplumuyla yeterince zarar vermiştir. Onlar için sadece birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılayan menfaat toplumu denilebilinir. Kılıçkanı yöneticisi Zelt bu şehre karşı direk bir saldırı yapılmasını kesinlikle yasaklamıştır. Dış topraklarla alış-veriş halindedirler, şehrin sol tarafını kuşatan dağda geniş bir maden yatağı mevcuttur. Yer seviyesinin biraz altında kurulu olduğu için bu şehrin mudavimleri kendi aralarında orası için CennetMezar terimini kullanırlar. Su seviyesinin altında yer aldığı için normalde ortasından geçmesi gereken Mercy Nehri, bir köprü vasitası ile üstünden geçmektedir.
"altı yaşındayken aşçı olmak istedim, yedi yaşındayken napolyon olmak isterdim. hırsım o günlerden beri aynı şekilde artmaya devam ediyor" -salvador dali